Kullanıcı Adı:
Şifre:

Cevap Gönder  Konu Gönder 
TUZ HİKAYESİ..
22/03/10 20:11
RosE KiziLmavi
Üye


Mesajlar: 19
Grup: Üye
Katılım: 08.03.10
Durum: Çevrimdışı

Reputation: 5514
Mesaj: #1
TUZ HİKAYESİ..


Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Pire berber iken, deve tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.
Tıngır elek, tıngır felek demişler, bu masalı şöyle anlatmışlar.
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zamanda bir padişah ile bunun üç kızı varmış. Bir gün bu padişah kızlarını başına toplamış, beni ne kadar seversiniz? Demiş. En büyük kız dünyalar kadar, ortanca kızı kucak kadar, küçük kızı da TUZ kadar severim demiş.
Padişah küçük kızın cevabına çok sinirlenmiş, insan TUZ kadar sevilir mi demiş, ardından küçük kızını cellada teslim etmiş. Cellat, kızı kesmek için dağa götürmüş. Kız cellada yalvarmış, sen de babasın, bana kıyma demiş.
Cellat, kızın yalvarmalarına dayanamamış, onun yerine bir hayvan kesmiş, kızın gömleğini kesilen hayvanın kanına bulayıp padişaha getirmiş.
Küçük kız yollara düşmüş. Az gitmiş, uz gitmiş, bir köye ulaşmış. Orada köyün zenginlerinden birine kul köle olmuş, büyümüş, çok güzel bir kız olmuş. Güzelliği ilden ile, dilden dile yayılmış, kısmet bu ya bir başka padişahın oğluyla evlenmiş.
HİKAYENİN SONU 1)
Aradan bir hayli zaman geçmiş, başından geçenleri kocasına anlatmış, babamları yemeğe çağıralım demiş. Kocası da olur demiş. Gereken hazırlıklar yapılmış, padişah babası ziyafete çağrılmış.
Kızın padişah babası söylenen günde ahalisiyle birlikte ziyafete gelmiş. Padişah ve beraberindekiler sofraya oturduğunda yemekler sırayla gelmeye başlamış. Ama kız, aşçısına bütün yemeklerin TUZsuz olmasını tembih etmiş. Padişah hangi yemeğe saldırdıysa eli geri gitmiş, yemeklerin hiçbirini yiyememiş.
O sırada küçük kızı padişahın sofrasından ayağa fırlamış. Padişahım, duyduğuma göre sen küçük kızını seni TUZ kadar seviyormuş dediği için öldürtmüşsün demiş. Padişahın söz söylemesine fırsat vermeden işte o küçük kız benim demiş ve bütün yemekleri TUZsuz yaptırdım ki kıymetimi anlayasın sözlerini eklemiş.
Padişah yaptığından utanarak küçük kızının boynuna sarılmış, TUZun ne kadar kıymetli olduğunu anlamış. Ondan sonra yeni bir dönem başlamış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.
HİKAYENİN SONU 2)
Aradan bir hayli zaman geçmiş, Padişahta bazı sağlık sorunları belirmeye başlamış.Özellikle o muhteşem saray sofralarının ardından Padişah sürekli rahatsızlanır ağrılar sancılar içinde kıvranır olmuş.Yine bir gün sarayda verilen bir davet sonrası Padişah sofradan kalkmasıyla yere yığılıvermiş.Sarayda bir feryat bir telaş..Sarayın tüm doktorları seferber olmuşlar.Çevre ülkelerden en ünlü en alim en bilgin hekimler saraya davet edilmiş.Yapılan tüm muayeneler tüm kontroller sonucunda Padişahın çok önemli bir sorunu olmadığı, sadece artık yaşı da gereği kendisine TUZ’un yasaklanması hemfikrine varılmış.Alınan bu hekim kararı sonucunda saraydan TUZ tamamen men edilmiş.Gel zaman git zaman Padişah yediği hiçbir yemekten bir tat alamaz olmuş ve tamamen iştahtan kesilmiş.Gün geçtikçe sağlığı daha da kötüye gitmeye başlamış ve padişah bir deri bir kemik kalmış.Tüm saray halkı seferber olmuş dünyanın dört bir tarafından saraya getirilen çok ünlü aşçılar, her ülkenin yemek çeşitlerini günlerce pişirip pişirip Padişahın huzuruna sunmuşlar ama nafile..Padişah artık hiçbirşey yiyemez içemez duruma gelmiş.Bu durum çok uzun sürmemiş ve Padişah artık ölüm döşeğinde, tüm sevdikleri ve saray eşrafı da onun başında üzüntü içinde çaresizce Padişahın ölümünü bekler olmuş.Bu duruma çok üzülen cellat, onu son bir kez görmek ister düşüncesi ile Padişahın ölüm emrini verdiği kızına durumu haber salmış.Yıllardır hayatında en çok sevdiği babasına hasret olan kızı son bir kez olsun onu görebilmek için hemen yollara düşmüş.Padişah artık son anlarını acı içinde yaşarken, birden içine yeni bir acı, bir sancı saplanmış yüreğine.Gözlerini kapatmış ve 2 damla gözyaşıyla birlikte dudaklarından son bir kelime dökülmüş…kızım...O anda Padişahın odasının kapısı sert bir şekilde açılmış ve babasına duyduğu o TUZ KADAR SEVGİSİ ile kızı, Padişahı gözyaşları içinde kucaklamış.Babasının gözlerinden gelen 2 damla TUZLU gözyaşlarına dudaklarını yapıştırmış ve kendi gözyaşlarından 1 damla TUZLU gözyaşını babasının o kurumuş dudakları üzerinde gezdirmiş.İşte o anda bir mucize olmuş Padişah gözlerini açmış ve karşısında kendisini TUZ KADAR SEVEN kızını bulmuş.Ve işte o an anlamışki aslında evlatları arasında onu en çok seven şu an gözyaşları içinde karşısında duran kızıymış..Peki hikayenin bitişi nasılmış? Tabiî ki Padişah yine hiç TUZ yiyememiş ama kızının ona karşı duyduğu TUZ KADAR SEVGİSİNİ içine katarak yaptığı yemekleriyle uzun yıllar mutlu mesut yaşamışlar. Onlar ermiş muradına,biz çıkalım kerevetine.


Hakkımızda hayırLısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap Gönder  Konu Gönder 


« Bir Önceki | Bir Sonraki »


Yazdırılabilir Bir Versiyon Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Konuyu Favorilerime Ekle

Forum Geçişi